Didar Şensoy mücadelemizde yaşıyor,yaşatacağız


DİDAR ŞENSOY MÜCADELEMİZDE YAŞIYOR, YAŞATACAĞIZ!

Didar Şensoy’un yaşam ve mücadele öyküsü, özellikle 12 Eylül cuntası zindanlarında direnen ve teslim alınamayan  devrimci tutsakların, tutsak annelerinin, babalarının ve  kardeşlerinin  ortak öyküsüdür. Bu aynı zamanda  ülkemizdeki insan hakları mücadelesinin bir kesitinin ve bir kadın  direnişçinin öyküsüdür.

Yugoslavya’da öğretmenlik yapan ve daha sonra Türkiye’ye göç eden Didar Şensoy, kardeşi Hasan Şensoy’un tutuklanması ile kendini cezaevleri koşullarının iyileştirilmesi mücadelesine adadı. 12 Eylül askeri cuntasının tüm demokratik hakları ortadan kaldırması,  cezaevlerinde baskı ve işkencelerin artması üzerine gelişen insan hakları mücadelesinin önderlerinden biri oldu.  Didar Şensoy,  cezaevi kapılarında tutuklu aileleri ve dostları ile birlikte verdikleri mücadele ile ve 12 Eylül cuntasına karşı  direnişin simgelerinden biri oldu.

12 Eylül Cuntası ile  birlikte cezaevlerinde artan işkence ve baskıların amacı devrimci  tutukluları sahip oldukları siyasal kimlikten uzaklaştırmak, kişiliklerini ezmek,  değerlerine yabancılaştırarak  yılgın bireylere dönüştürmekti.

Ancak,  ilk denemesinin yapıldığı Sultanahmet ve ardından Metris olmak üzere cezaevlerindeki Didar Şensoy’un evlatları, buna asla izin vermediler. Öyle ki,  ne komutanım dediler, ne hazırola geçtiler ne de tek tip elbise giydiler.

Didar Şensoy’un evlatları Metris, Sultanahmet, Sağmalcılar, Selimiye, Kabakoz, Alemdağ, Erzurum, Diyarbakır, Akşehir, Turgutlu, Urla, Manisa, Kayseri, Kırşehir, Gaziantep, Adana, Antalya, Mersin, Hatay, Ceyhan, Niğde Bursa, Eskişehir, Aydın, Buca, Burdur, Çanakkale, Elazığ ve Adıyaman zindanlarında faşizme boyun eğmemenin onurunu yaşadılar.

Didar Şensoy’un  evlatlarına cezaevleri kapılarında ve mahkemelerde “Direnin aslanlarım, direnin yiğitlerim” diye haykırışı,  onların  onurlu direnişlerine ses oldu.

Didar Şensoy’un cezaevlerindeki tutsakların mücadelesine desteği ne kardeşi  ne de birkaç cezaevi ile sınırlıydı.  Mücadele içinde tüm tutsakları evladı, kardeşi, tüm tutsak ailelerini de mücadele arkadaşları  olarak gördü.  O, her gittiği yerde tutsak ailelerine evlatlarına destek için direnmelerini anlattı. Didar Şensoy sadece direniş değil, aynı zamanda bir dayanışma örneğidir.

Ülkemizde insan hakları mücadelesinin örgütlü bir güç haline gelmesi 12 Eylül Cuntası ve cezaevi direnişleri ile başlamıştır. Tutsak yakınları ve insan hakları savunucularının Cezaevi direnişlerine ve evlatlarına sahip çıkma mücadelesi, ülke çapında  bir  bilince ve mücadeleye dönüştü. İnsan hakları mücadelesinin önemini kavrayan ve pratiğinde yer alan Didar Şensoy 1986’da İnsan Hakları Derneği’nin kurucularından oldu.

Didar Şensoy,  tutsak aileleri Leman Fırtına, Şaziment Şulekoğlu, Melahat Sarptunalı,   Gülizar Çağlayan, Tahsin Şulekoğlu, Sacide Çekmeci, Neriman Deniz, Vahide Açan, Ümit Sezer, Osman Öge ve 50 duyarlı, aydın ve yurtsever ile birlikte insan hakları mücadelesinde örgütlü   bir dönem açtılar.

Didar Şensoy  ismi sadece insan hakları mücadelesinde oynadığı rol bakımından değil,  kadının mücadele içindeki yeri ve mücadeleye ortak edilmesi açısından da  çok önemlidir. Didar Şensoy’un 40 yaşından sonra faşizme karşı mücadele bilinci kazanması ve kararlı bir şekilde  mücadeleye atılması, kadının her biçiminde, her düzeyde görev alabileceğinin  de örneği olmuştur.

Ülkemiz cezaevlerinin  ve tutsakların yanı sıra Metris cezaevi ailelerinin direnişlerinin de simgesi olan Didar Şensoy,  Cezaevlerinde  işkence ve baskılara karşı süren direnişe destek olmak için  meclise dilekçe vermek üzere üç otobüs dolusu tutuklu yakını mücadele arkadaşlarıyla beraber yola çıktı.  Yol boyunca baskı, gözetim, takip ve tacizlere rağmen  1 Eylül 1987 günü TBMM’nin önüne geldiler.  Yapılan müdahaleler karşısında merdivenlerde  oturarak ” İşkencelere son vermedikçe ve taleplerimizi kabul etmedikçe, buradan ancak  ölümü kaldırabilirsiniz” diye haykırdı. Polisin şiddet kullanması sonucu fenalaşarak şeker komasına giren  Didar Şensoy, meclisin önünde yaşamını yitirdi.

Didar Şensoy ismi,  insan hakları mücadelesinde, cezaevleri direnişlerinde ve tutsak aileleri dayanışmasında bir  sembol olarak hep yaşayacak.

Didar Şensoy’u sevgi ve saygıyla anıyoruz…Onun tüm mücadele arkadaşlarını saygıyla selamlıyoruz.

(01.09.2020)

DOSTLUK VE KÜLTÜR DERNEĞİ

(DKDER)

Didar Şensoy’a Ağıt- Sevinç Eraltay

Bir Cevap Yazın