EMPERYALİST SAVAŞ KARŞISINDA DEVRİMCİ DURUŞ!
Tahlilde, tavırda ve pratikte netlik!
Evet, Emperyalizm ve Siyonizmin İran’a saldırısında ve savaşında, yine gerici molla oligarşisine karşı tutumumuz, teori ile süslenmiş, karmaşık, muğlak lafızlar değil nettir.
Biz, emperyalizmin ve siyonizmin işgal, sömürgeleştirme, kaynaklara el koyma, saldırı ve savaş politikalarına karşı mücadeleyi, anti-emperyalist mücadelenin en temel görevi sayıyoruz.
Emperyalist işgal, saldırı ve tehdit altındaki ülkelerde safımız, her zaman en çok zarar gören halkların ve emekçilerin yanındadır. Kapitalist iktidarların yanında saf tutmayız, onların çıkarlarını savunmayız.
Bizim yolumuz, sosyalizm yoludur; çözüm, halk iktidarının kurulmasıdır. Bu nedenle, devrimci yapılara çağrıda bulunur, onların mücadelesini destekler ve savunuruz. Bu, anti-oligarşik mücadelemizin ayrılmaz bir parçasıdır.
Emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele, işgal ve saldırı altında faşist ve gerici rejimlere destek anlamına gelmez. Bizim tutumumuz nettir: Halkların yanında, gericiliğin karşısında! Örneğin, ABD destekli siyonist İsrail’in Filistin’e saldırılarına karşı mücadele ederken, Hamas gibi gerici yapılara destek vermediğimiz, vermeyeceğimiz gibi.
İran örneğinde de tavrımız aynıdır.
İran halklarıyla ve devrimcileriyle dayanışma içindeyiz; emperyalizmin saldırılarına karşı açık tavır alıyoruz. Ancak gerici molla rejimini asla desteklemiyoruz.
Bizim dayanışmamız, İran’ın emekçi halklarıyla ve onların doğal kaynaklarının yine emekçilerin elinde kalması içindir. İran burjuvazisi bizim muhatabımız değildir. Bizim hedefimiz, İran’da emekçilerin iktidarı ve sosyalizmdir.
Ne ABD emperyalizmi, ne İran oligarşisi!
İranlı sosyalistlerin kendi yollarını belirlemesi elbette onların işidir. Ancak biz, yanlış yollara sapmamaları için uyarılarımızı dile getirmekten geri durmayız, durmayacağız. Emperyalist saldırganlığın sıcak savaş atmosferinde, halkın gerici iktidara yedeklenmesi tehlikesine karşı uyanık olmak gerekir.
Doğru tavır, bir taraftan emperyalizme karşı halk hareketlerine önderlik etmek, direnmek, diğer taraftan halkın kendi iktidarı ve sosyalizm perspektifi ile kitlelere ulaşmak, örgütlenmek, alanlarında yer almak, halkın iktidarı için ajitasyon ve propaganda yürütmektir.
Bugünün karmaşık dünyasında, devrimci mücadelenin ve örgütlülüğün zayıf olması, sosyalistlerin emperyalist işgallere karşı önderlik rolünü oynayamamasına yol açtığının farkındayız. Bu zayıflık, kimi zaman başka güçlere bel bağlamaya, onların başarısında çare aramaya neden olduğunun da farkındayız.
İran’da molla rejiminden(iktidarından) medet umulması, Filistin işgalinde, isim vermeden de olsa Hamas’ın devrimci saflarda övülmesi bu yanlış eğilimlerin örnekleridir.
İranlı devrimciler, sosyalistler önlerinde duran büyük bir deneyimi yani geçmişte büyük destek verdiği Hümeyni örneğini, Tudeh ve devrimci örgütlerin nasıl katliamlara uğradığını unutmamalıdır.
İran’ın molla oligarşisinden, anti-emperyalist halklara demokratik, özgür bir iktidar çıkmaz.
İranlı devrimciler, sosyalistler bir taraftan ABD emperyalizmine ve siyonist İsrail devletine karşı halk hareketlerini örgütlerken, yönlendirmeye çalışırken, diğer taraftan devrimci bir iktidarın yollarını açmak için çalışmalıdır, devrimci bir dalga oluşturmalıdır. Temel strateji bu olmalıdır.
Ülkemizin devrimcileri, sosyalistleri olarak, emperyalizme ve siyonist İsrail devletine karşı, halk hareketlerini, eylemlilikleri geliştirirken, İran’ın gerici yönetiminin peşine takılmak yerine, İran devrimcilerin güçlenmesi için onların sesini alanlara taşımalıyız. Onların ülkedeki sesi olmalıyız.
Sonuç olarak;
Bizim çizgimiz açıktır: Sosyalistlerin mantığı “düşmanımın düşmanı dostumdur” değildir. Bu yaklaşım, geçmişin üç dünyacı teorilerin bir yansımasıdır ve devrimci çizgiyle bağdaşmıyor.
Emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele bayrağını yükseltirken, gerici- faşist yönetimlere karşı duruşumuz da net olmak zorundadır.
Biz, emperyalizmin ve siyonizmin karşısında olduğu kadar, İran oligarşinin de karşısında, emekçi halkların ve devrimcilerin yanında yer alıyoruz; onların ülkesini, toprağını ve geleceğini savunuyoruz. Bir avuç azınlığın iktidarını, burjuvaziyi ve kapitalistleri değil. Gizli savunuculuğu da reddediyoruz!