Pazar, Temmuz 14, 2024
Güncel

ORMANLARIN VE CANLILARIN YOK EDİLMESİNE KARŞI MÜCADELE EDELİM!

28 Temmuz itibarı ile Antalya Manavgat- Gündoğmuş, Muğlaʼnın Marmaris, Köyceğiz, Milas, Seydikemer ilçeleri, Adana, Denizli, Isparta illeri ve 30 Temmuz’daki askeri operasyon sonrası Dersim’in Hozat- Ovacık- Çemişgezek ilçeleri arasında kalan bölgede çıkan orman yangınları, doğamızı acı bir yıkımla karşı karşıya bırakmaktadır. Yaşanan orman yangınları nedeni ile onbinlerce kişi tahliye edilmiş ve ne yazık ki çok sayıda vatandaşımız yaşamını yitirmiştir. Yine binlerce canlı ölmüştür. Sömürü, kar, para  ve servetine servet peşinde koşmak kapitalizmin ana karekteridir. Kapitalizm ile doğa sevgisi ve doğanın korunması yan yana durmaz. Çünkü kapitalizm insanın sömürü kadar doğanın sömürü ve talanına dayanır. Soluduğumuz temiz havadan içtiğimiz suya, toprağa, taşa ve tüm canlılara saygımız ve sevgimiz var. Para, hırs ve aç gözlülük bizim yüreğimizi kışkırtmıyor. Kapitalistlerin cepleri dolsun diye katledilen, talan edilen doğa kapitalist zihniyetin açgözlülüğünün sonucudur. Kapitalist talanın çok yönlü ayakları vardır. Taşocakları, ormanların yapılara açılması, ağaçların, zeytinliklerin yok edilmesi, tarihi eserlerin rant uğruna yıkılması ya da yıkımına göz yumulması, doldurulan denizler, havalimanları, köprü, otoyol diyerek talan edilen doğa, kesilen ormanlar canlıların önemsenmemesi ve nihayeti günümüzdeki büyük orman yangınları bunun somut örneklerini oluşturmaktadır. Kazdağları, İkizdere işkencedere vadisi gibi yüzlerce doğa harikası yerlere taşocakları yapılması, Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde Akbelen Ormanı’na yapılmak istenen termik santral ve kömür ocağı açılmak istenmesi, Manisa/ Turgutlu‘ya bağlı İzzettin köyünde kurulmak istenen biyogaz projesi, Edirne‘nin Keşan ilçesine bağlı Sazlıdere ve Gökçetepe köyleri arasındaki Saros Körfezi kıyısına BOTAŞ tarafından yapılması planlanan Likit Doğalgaz Taşıma Yükleme Limanı (FSRU),  Munzur gözelerinin tahrip edilmesi  gibi sistemin doğaya ve canlılara para, rant gözlüğü ile baktığının son dönem çok bilinen örnekleridir. Sistem ve sistemi yönetenler ormanları, nehirleri, doğadaki canlıları ve bir bütün olarak doğayı korumak için gerekli tedbirleri almadığı gibi yukarıda örneklerini verdiğimiz gibi tahrip edici çalışmalardan da geri durmamaktadır. Kısacası, doğa korumasız ve tehlikelere karşı önlemsizdir. Orman yangınları bunu gözler önüne sermektedir. Doğada kapanmaz yaralar açılıyor. Birilerinin sermaye varlıkları uğruna yok oluyoruz, doğa talanına karşı mücadele etmek insani sorumluluğumuzdur. Çünkü can yanıyor, canımız yanıyor! Sonuç olarak diyoruz ki, Yakıyorlar daha çok kar etmek için yakıyorlar, çocuklarımızın geleceği yanıyor, çocuklarımızın geleceği çalınıyor. İtibardan tasarruf olmaz deyip zevk-i sefa içinde yaşayanlar ülkenin, dünyanın geleceğini yakıyorlar. Buna dur demeliyiz, birimiz değil hepimiz çocuklarımızın yarınına sahip çıkmak için buna hep beraber dur demeliyiz. Bu dünya bizim değil, biz bu dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık, onlara tertemiz yaşanılacak bir dünya bırakmak için bu yağmaya, talana, yangınlara dur demeliyiz. İktidar yangınları şu çıkardı, bu çıkardı diyerek yangınlardaki kendi vurdum duymazlığının, aymazlığının ve beceriksizliğinin üstünü örtmeye çalışmaktadır. Ormanların, yaşam alanlarının ve canlıların yaşamlarının yok olması karşısında daha etkin önlemler ve çalışmalar yürütülmelidir.
  • Tüm  devletin olanakları, kaynakları yangının söndürülmesine kullanılmalıdır.
  • Havadan söndürme ve soğutma çalışmaları olmazsa olmaz noktaya gelmiştir. Uçak temini sağlanmalıdır.
  • Yangınların gerçekten söndürülmesi için havadan müdahaleye ihtiyaç vardır. Toplumsal muhalefetin uçağı, helikopteri yoktur ancak emeği vardır. Yangının gerçekten söndürülmesi için ter akıtılmalıdır.
  • İtfaiye işçileri DİSK ve KESK’te örgütlüdür.Sendika konfederasyonları varsa yıllık izinde olan itfaiye işçilerini deneyimlerini söndürme çalışmalarına elleriyle, kovalarıyla emek harcayan halka akıtmak için organize etmelidir.
  • İktidarın halkın dayanışmasını engellemek üzere baskıyı arttırmaktan ve kitleleri ayrıştırmaya çalışmaktan başka seçeneği kalmamıştır. Bizler,  her yerde anlatmalıyız ki; dayanışma en insani ve en meşru şeydir. Bu yangın dayanışma ile sönebilecektir.
  • Tüm demokratik kitle örgütleri, daha etkin söndürme çalışmalarının yapılması için çağrılar yapmalıdır.
  • İktidar, evini, yaşam alanlarını ve her şeyini kaybeden halkın zararlarını karşılamak için hamaset değil somut yardım adımları atmalıdır.
  • Sermayedarların kar hırsı uğruna doğayı tahrip ederek bu felaketlere neden olan bütün projeler derhal durdurulmalıdır. Maden arama ruhsatlar, HES projeleri iptal edilmelidir. Yaylaların uluslararası sermayeye açılmasına, Irmaklarımızın yataklarının değiştirilmesine izin verilmemelidir.
DOSTLUK VE KÜLTÜR DERNEĞİ (DKDER)

Bir yanıt yazın