Pazar, Temmuz 14, 2024
GENÇLİKGüncel

İHD İzmir: Mültecilere dönük ırkçı söylem ve politikalar son bulmalı

Konak’ta Yasir Muhammed Elati ve Hüseyin Deheymiş’in ırkçı saldırıya uğraması ve Elati’nin katledilmesine ilişkin açıklama yapan İHD İzmir Şubesi, “Siyasetçilerin ırkçı, ayrımcı, nefret söylemlerini terk ederek öncelikle mültecilerin yaşam güvenliğini sağlamak ve devamında insani olarak yaşam koşullarını düzenlemek, insani bir göç ve mülteci politikasını geliştirmek gibi zorunlulukları vardır” dedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, Konak’ta bir iş yerinde mülteciler Yasir Muhammed Elati ve Hüseyin Deheymiş’in aynı iş yerinde çalışan M.Ş.Ç tarafından bıçaklı saldırıya uğraması ve Elati’nin saldırı sonucu katledilmesine ilişkin şube binasında basın toplantısı düzenledi.

Basın açıklamasını okuyan İHD İzmir Şube Sekreteri Barış Işık, M.S.Ç.’nin öncesinde herhangi bir tartışma yaşanmaksızın Yasir Muhammed Elati’yi 5, Hüseyin Deheymiş’i 4 yerinden bıçakladığını ve Deheymiş’in tedavisinin sürdüğünü belirtti. Bu saldırıya katilin yeğeni ve diğer çalışanların da şahitlik ettiğini ifade eden Işık, “Görgü tanıklarının beyanına göre M.Ş.Ç. isimli saldırgan iş yeri güvenlik kameralarını silmiş, motoruna binerek olay yerini terk etmiştir. Yine görgü tanıklarının anlatımı üzerine olaydan yaklaşık 2,3 ay öncesinde ‘kendisinin Suriyelilerden üstün olduğunu, ben nasıl Suriyelilerle aynı maaşı alıyorum, Suriyeliler yüzünden iş bulamaz hale geldik’ şeklinde beyanlarda bulunmuştur” dedi.

Saldırının tasarlanarak ve canavarca hisle işlendiğini vurgulayan Işık, bu durumun kamuoyunda yeterince görünür olmadığına dikkat çekti. “Açık bir biçimde ırkçı saiklerle işlenen bu saldırıyı özellikle seçim süreciyle yükselen mülteci karşıtı söylemlerden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir” diyen Işık, uluslararası sözleşmelerde temel hak olarak tanınan sığınma hakkının giderek yok sayıldığını vurguladı.

Işık, şöyle devam etti: “Bir yandan devletlerin sığınmacıların temel haklarını yok sayan bu yaklaşımı giderek güçlenirken diğer yandan bütün dünyada toplumlar içinde hızla yayılmakta olan ‘öteki’ düşmanlığı mültecilerin temel haklarının ihlali sonucunu doğurmaktadır. Geçmişten bugüne Türkiye’de nefret söylemleri, ırkçı saldırılar ve cinayetler her geçen gün katlanarak artmaktadır. Mülteciler ile ilgili sorunların başında ülkedeki yasalar ve yasaların uygulanışı gelmektedir. Türk Ceza Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde bu durum her ne kadar düzenleme altına alınmış olsa da pratikte hiçbir karşılığı olmamakta, adli olaylar olarak dosyalara konu edilmektedir.”

Savaş, siyasi baskı ve ekonomik kriz nedeniyle kendi ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların umutla insanca yaşanacak bir ülke aradığını kaydeden Işık, “İnsanların umutları çoğunlukla devletler tarafından tehdit ve şantaja dönüşmektedir. Böylece mülteciler bu politikaların aracı olarak kullanılmalarının ağır bedellerini ödemektedirler” dedi.

Siyasetçilerin mültecileri ötekileştiren söylem ve politikalarına işaret eden Işık, “Türkiye’deki yoksulluğun, işsizliğin sorumlusu olarak mültecilerin gösterilmesi onları nefret söylemine maruz bırakarak ırkçı saldırılara açık hale getirmektedir. Mülteci düşmanlığının gittikçe yayılmasının sonucu olarak 1 Ağustos’ta yaşanan bu saldırının benzerlerinin devamının geleceği endişesini yaşamaktayız” dedi.

Mülteciliğin bir tercih olmadığının altını çizen Işık, “Terk etmek zorunda kaldıkları yerlerde yaşadıkları travmanın dışında da geldikleri yerlerde yaşamış oldukları her türlü zulüm kendini sürekli tekrar eden bir travmaya dönüşmekte; emekleri sömürülmekte, kötü yaşam koşullarının olduğu yerlerde yaşamaya zorlanmakta, hakları ihlal edilmekte, şiddet görmekte ve yaşamlarını kaybetmektedirler” ifadelerini kullandı.

Işık, şöyle devam etti: “Siyasetçilerin ırkçı, ayrımcı, nefret söylemlerini terk ederek öncelikle mültecilerin yaşam güvenliğini sağlamak ve devamında insani olarak yaşam koşullarını düzenlemek, insani bir göç ve mülteci politikasını geliştirmek gibi zorunlulukları vardır. Siyasetçilerin hitap etmiş oldukları kitlelere karşı, mültecileri sorunların kaynağı olarak gösteren, provoke edici ve lince açık hale getiren söylemleri derhal terk etmelidir.”

Bir yanıt yazın