Pazar, Temmuz 14, 2024
Güncel

Açlık, Yoksulluk, Baskı, Savaş ve Sömürü düzenine yeter

Kriz var. Ama bu kriz sadece bize zarar yazıyor. Bankalar, Koçlar, Sabancılar, 5’li çetesi ve hepsi ama hepsi kâr üstüne kâr açıklıyor. 3 ay önce seçimleri bekleyin diyorlardı şimdi de ya “az daha bekleyin, acı reçeteyi için”, ya da “biraz enflasyon var ama yakında inecek” diyorlar. Gerçek şudur, kapitalizm; sömürü, baskı ve savaş demektir. İstanbul’da her 3 kişiden 2’si kredi borçlusu, kış geldi faturaları düşünmek uyku kaçırıyor, çocuğumuz okula aç gidip geliyor, işsizlik korkusu başa bela, fazla mesaiden kafalar kalkamıyor, sendikalı-örgütlü olmak suç sayılıyor, bizden alınan milyonlarca vergi sermayedarlara aktarılıyor, halkın hiçbir çıkarı olmadığı savaşlara akıtılıyor. Ya günden güne ağırlaşan bu tablonun bir parçası olacağız ya da bu karanlığı dağıtacağız. Peki ne yapmalı? Biz işçi ve emekçiler tüm hayatı üretiyoruz. Bir avuç asalak patron takımı bizim sırtımızdan servetlerine servet katıyor. Biz ise yoksuluz, milyonlarcayız; artık yeter insanca yaşayacağız! Bizim maaşlarımıza aldığımız her zam daha cebimize girmeden buharlaştığı için rakamlar artık anlamsızlaşmıştır. Dolayısıyla rakamlar anlamsızlaşırken mücadelemizde de konu rakamları aşmak zorundadır. Emeğimiz, haklarımız ve özgürlüğümüz için örgütlenmek her geçen gün daha elzem olmaktadır. Bugün hayatta kalabilmek de yaşayabilmek de insan olabilmek de direnişle, örgütlenmekle mümkündür. Sermayeye karşı birleşmeliyiz! Nerede işçi-emekçiler için gerçekten bir şey yapılıyorsa büyük bir karartmayla gösterilmemeye çalışılıyor. Ancak direnişler de sürüyor, direnişlerle dayanışma da! Trendyol işçilerinden Sputnik emekçilerine, Akbelen köylüsünden Dikmece köylüsüne, Corning grevinden FEDAŞ işçilerine memlekette direnişin değmediği yer yoktur. Çalışırken ölmeye, sömürülmeye karşı mücadele eden işçiler, emekçiler; yaşamını ve özgürlüğünü kazanmak için direnen kadınlar; üniversiteleri ve hayalleri için mücadele eden öğrenciler, gelecekleri için direnen gençler; onurları, dilleri, kimlikleri, inançları için buradayız diyen halklar; doğası, yaşam alanı için direnenler… Yani bu düzenden bir çıkarı olmayanlar bu düzeni tersine çevirebilir ancak. Bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır! Oy vermekle olmayacak çünkü. Kurtarıcı bekleyerek olmayacak. Çok emekle, büyük bir mücadele gerektirecek. Yıllarca çalışıp, sömürülüp onları zengin ettik. Bu kez kendi yaşamımız için, çocuklarımızın geleceği için çalışacağız. Artık, her molada birbirimize artan fiyatları anlatıp serzenişte bulunmak, sadece yoksullaşmamızdan bahsetmemiz yetmez! Bu 19 Kasım’da geleceğin için bir şey yap! Sınıf kardeşlerinle buluş! İşçi Emekçi Mitingi’nde geleceğin için haykır! Adımlarımızı sokağa atalım, ellerimizi şaltere uzatalım. Bize reva görülen bu hayata karşı, hayatı durduralım! Topyekûn saldırılara karşı topyekûn direnişi örgütleyelim! Sorunlarımız, dertlerimiz ortak, çözümü de ancak bir araya gelmekten, örgütlenmekten geçmekte. Haklarımızı ve yaşamlarımızı kazanmamızın yolu direnişleri büyütüp, yan yana getirmekten geçiyor. Mücadeleyi büyütelim, İşçi Emekçi Mitingi’nde buluşalım! Mücadeleyle kazanabiliriz↓ 1-Eğitim, Sağlık, Barınma, Ulaşım, İletişim, Elektrik, Su, Doğalgaz, en temel insan haklarıdır insanî ihtiyaç kadarı ücretsiz olmalıdır! 2- Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın! 3- Emekli ücretleri yoksulluk seviyesinin üstüne çıkarılsın! 4- Herkese insanca yaşamaya yaraşır barınma hakkı! 5- İnsanca yaşanabilir bir ücret! 6- İşçi ve emekçilerden alınan dolaylı, dolaysız tüm vergiler kaldırılsın 7- Taşeron çalışma ve işten atma yasaklansın, herkese iş ve gelir güvencesi! 8- Göçmen işçilere yönelik ayrımcılığa ve saldırılara son! 9- Kadın, göçmen, taşeron işçi ücretlerinde eşit işe eşit ücret! 10- İşyerinde baskı, mobbing, tacize son! 11- KHK’lar iptal edilsin!

Bir yanıt yazın