Cuma, Ekim 2, 2026
Uncategorized

“Bilimsel, demokratik, laik, eşit ve kamusal eğitim; güvenli okullarda mümkündür”

Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube, 30 Eylül’de Bayraklı Şehit Uğur Sarıkaya Ortaokulu’nda bir öğrencinin çantasında bıçak ve silah bulunduğunu belirterek, “Bu olay, okullarımızda yaşanan güvenlik sorunlarının ne kadar yakıcı hâle geldiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Okullar; çocukların korkuyla değil güvenle bulunduğu, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı yaşamadan görev yaptığı kamusal alanlar olmak zorundadır” açıklamasını yaptı.

Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube, okullardaki güvenlik sorununa ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada, son dönemde İstanbul, Urfa, Maraş, Manisa ve Osmaniye’de yaşanan, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin yaşamını kaybetmesine neden olan saldırılar; Mersin’in Tarsus ilçesinde bir öğrencinin çantasından silah çıkması ve Van’da bir öğrencinin okula pompalı tüfekle geldiğine ilişkin haberler, okullardaki güvenlik sorununun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını gösterdiği ifade edildi.

“Yaşanan olayları bireysel olaylara indirgemek yanlıştır”

30 Eylül Çarşamba günü Bayraklı Şehit Uğur Sarıkaya Ortaokulu’ nda bir öğrencinin çantasında önce bıçak, ardından silah bulunduğunun tespit edildiği bilgisinin kamuoyuna yansıdığı, bu olayın, okullarımızda yaşanan güvenlik sorunlarının ne kadar yakıcı hâle geldiği hatırlatılan açıklamada, “Okullar; çocukların korkuyla değil güvenle bulunduğu, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı yaşamadan görev yaptığı, bilimsel ve demokratik eğitimin sürdürüldüğü kamusal alanlar olmak zorundadır. Bir öğrencinin çantasında silah ya da bıçak bulunması ihtimali bile üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir durumken, yaşanan olayları yalnızca bireysel davranışlara indirgeyerek geçiştirmek kabul edilemez.”denildi.

Okullarda yaşanan şiddeti yalnızca güvenlik görevlisi sayısını artırarak, okul kapılarına denetim noktaları koyarak önlemenin mümkün olmayacağı vurgulanan açıklamada, “Elbette okullarda acil güvenlik önlemleri alınmalı; öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkı derhâl güvence altına alınmalıdır. Ancak kalıcı çözüm, şiddeti ortaya çıkaran toplumsal, ekonomik, psikolojik ve eğitsel koşulların bütünlüklü biçimde ele alınmasını gerektirmektedir” görüşüne yer verildi.

“Şiddeti yaratan koşullar ortadan kaldırılmalıdır”

Açıklamada şu görüşler ifade edildi: “Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, yoksulluğun çocukların yaşamını doğrudan etkilediği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, şiddetin gündelik yaşamda ve kamusal dilde sıradanlaştırıldığı bir ortamda okulları bu sorunlardan bağımsız düşünemeyiz. Denetimsiz bireysel silahlanma, silaha erişimin kolaylığı, çocukların şiddet içeren ortamlara maruz kalması ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği de bu tablonun önemli nedenleridir. Eğitim kurumlarını güvensizliğin, korkunun ve şiddetin mekânlarına dönüştüren koşulları ortadan kaldırmak kamusal bir yükümlülüktür. Okulların güvenliği yalnızca eğitim emekçilerinin ya da okul yönetimlerinin sorumluluğuna bırakılamaz. Bu sorumluluk, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarının ortak sorumluluğudur.”

“Güvenli okul mücadelemiz sürecek”

Şiddetin olağanlaştırılmasına, yaşanan olayların münferit vakalar denilerek geçiştirilmesine ve gerekli önlemlerin ertelenmesine karşı ses yükselttiklerinin altı çizilen açıklamada, “Bilimsel, demokratik, laik, eşit ve kamusal eğitim; güvenli okullarda mümkündür. Çocukların korkmadan öğrenebildiği, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı taşımadan çalışabildiği bir eğitim ortamı oluşturulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”denildi.