İSTANBUL’DA MEKKE İTTİFAKINA KARŞI EYLEM
DKDER’in de bileşeni olduğu İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke İttifakı anlaşmasına karşı Kadıköy’de eylem yaptı. Eylemde, anlaşmanın emperyalist savaş politikalarının parçası olduğu belirtilerek, “Mekke Antlaşması’na hayır, emperyalizmin askeri olmayacağız” denildi.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Savaş İttifakı’na karşı Kadıköy’de basın açıklaması gerçekleştirdi. “Mekke Antlaşması’na hayır, emperyalizmin askeri olmayacağız” yazılı pankartın açıldığı eylemde, “Mekke anlaşması iptal edilsin”, “Tezkereye hayır” ve “Yemen’e saldırıya ortak olma” dövizleri taşındı.

Eylem boyunca “NATO’dan çıkılsın, Kürecik üssü kapatılsın”, “Katil ABD Ortadoğu’dan defol”, “Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak”, “Siyonizm yenilecek, direnen halklar kazanacak”, “Emperyalistler, işbirlikçiler, Gazze size mezar olacak”, “Soykırıma değil direnişe destek ol”, “Amerikan askeri olmayacağız” ve “Suudi askeri olmayacağız” sloganları atıldı.
Eyleme çok sayıda siyasi parti, gençlik örgütü ve emek örgütü katıldı.
DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, siyonist İsrail ve Suudi Arabistan’ın Amerikan emperyalizminin bölgedeki politikalarının bir parçası olduğunu belirtti. Suudi Arabistan’ın zor durumda kaldığı koşullarda Türkiye ve Pakistan’ın devreye girdiğini söyleyen Arslanoğlu, ittifakın Mekke adını taşımasının dinsel ve inançsal hassasiyetler üzerinden meşruiyet oluşturmayı amaçladığını ifade etti. Anlaşmanın asıl amacının Anadolu’dan gençlerin Amerikan emperyalizminin çıkarları doğrultusunda askeri olarak bölgeye gönderilmesinin önünü açmak olduğunu belirten Arslanoğlu, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan anlaşmanın Meclis gündemine getirilmesinin beklendiğini hatırlattı.

Filistin’de üç yıldır soykırım yaşandığını ve yaklaşık 20 bin çocuğun katledildiğini söyleyen Arslanoğlu, Türkiye’nin bu süreçte göstermelik adımlar dışında somut bir adım atmadığını vurguladı. Arslanoğlu, “Ancak Suudilerin başı belaya girdiğinde, dolayısıyla Amerikan emperyalizminin çıkarları tehlikeye düştüğünde aynı iktidar derhal harekete geçiyor, aynı refleksi gösteriyor. Anadolu’nun yoksul halkının çocuklarını, bizim evlatlarımızı Amerikan emperyalizmine asker olarak göndermek istiyorlar. Biz çocuklarımızın en az Amerikalıların, İngilizlerin ve Fransızların çocukları kadar değerli olduğunu biliyoruz. İnsan oldukları için çocuklarımızın emperyalizme askerlik yapmasını istemiyoruz. Tarihin doğru tarafında durmaya ve aynı mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız” diye konuştu.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin ortak basın açıklamasını Ulaş Deniz Ülküseven okudu. Ülküseven, “Mekke Ortak Savunma Antlaşması”nın 7 Ağustos’ta halka danışılmadan imzalandığını, Dışişleri Komisyonu’ndan geçirildiğini ve Meclis Genel Kurulu’na getirilmeye hazırlandığını söyledi. Meclis onayı beklenmeden 5 Ekim’de Riyad’da Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin toplandığını ve ittifakın kurumlarının fiilen işletilmeye başlandığını hatırlatan Ülküseven, Suudi Arabistan’a askeri kuvvet gönderme kararının alındığını, şimdi de bu kararın bir tezkereyle Meclis’e onaylatılmak istendiğini belirtti.
Anlaşmanın ABD ve İsrail’in Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirme politikalarının bir parçası olduğunu vurgulayan Ülküseven, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la birlikte bu planın uygulayıcıları arasına katıldığını ifade etti. Antlaşmada taraflardan birine yönelik saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağı hükmüne dikkat çeken Ülküseven, “Bu hüküm uyarınca Suudi hanedanının Yemen’de yürüttüğü savaş, Pakistan’ın Hindistan ve Afganistan ile sürekli gerilimi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırganlığı Türkiye’nin de sorumluluk alanına giriyor” dedi.
Suudi Arabistan’ın 2015’ten bu yana Yemen halkını bombaladığını ve ambargoyla açlığa mahkûm ettiğini hatırlatan Ülküseven, bu saldırıların kıtlık, salgın hastalıklar ve zorunlu göçle birlikte milyonlarca insanın yaşamını yıktığını söyledi. Türkiye’nin de bu kuşatmanın ortağı yapılmak istendiğini belirten Ülküseven, “Bu ülkenin emekçilerinin ve gençlerinin Körfez sermayesine kurban edilmesine sessiz kalmayacağız” diye konuştu.
Savaş politikalarının faturasının yalnızca cephede değil, emekçilerin yaşamında da ağır biçimde hissedileceğini kaydeden Ülküseven, silahlanma harcamalarının eğitimden, sağlıktan, barınmadan ve insanca ücretten kesilerek karşılandığını belirtti. İşçi ve emekçilerin yoksulluğa mahkûm edildiği koşullarda savaşın ekonomik yükünün de onların sırtına yıkılmak istendiğini söyleyen Ülküseven, “Savaş için çalışmayacağız, savaş için ölmeyeceğiz” dedi.

Avrupa’da liman işçilerinin silah sevkiyatlarına ve limanların militarizasyonuna karşı gerçekleştirdiği eylemlere de değinen Ülküseven, Fransa ve İtalya’daki işçi mücadelelerini hatırlattı. Türkiye’de de Haydarpaşa, Mersin ve Gemlik limanlarından işçilerin “Soykırıma liman yok” diyerek uluslararası mücadele çağrısına katıldığını belirtti.
İktidarın ülke içinde barış süreci yürüttüğünü iddia ederken bölgede yeni savaş cepheleri açtığını söyleyen Ülküseven, “Halklarımızın çıkarı, ülkede ve bölgede barışın, demokrasinin ve bağımsızlığın savunulmasında, anti-emperyalist ve anti-siyonist mücadelede yatıyor” dedi.
TBMM’ye Mekke savaş ittifakını reddetme ve savaş tezkeresine ret oyu verme çağrısı yapan Ülküseven, işçi ve emekçileri, kadınları, gençleri ve ezilen halkları savaş planlarına karşı mücadeleyi büyütmeye çağırdı.
Eylem, “Katil ABD Ortadoğu’dan defol”, “Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak”, “Siyonizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” sloganlarıyla sona erdi.