Pazar, Temmuz 14, 2024
Güncel

“Kendi küçük, yüreği büyük adam”

2 Haziran 2015 günü Rojava’da IŞİD’e karşı savaşırken  ölümsüzleşen genç devrimci Mahir Arpaçay’ın anne ve babasının duygularını kaleme aldıkları 10Haziran 2015 tarihli mektuplarını sizlerle paylaşıyoruz.

 …………….

Anne Arpaçay: “Kendi küçük, yüreği büyük adam”

“Ben kendini zulüme, işkenceye karşı feda eden adı güzel, kendi güzel Mahircan’ın annesiyim. Oğlum daha yirmi üçüne tam girmedi, doğum gününü toprak kutlayacak.

O kendini 14 masuma, çöllerde şehit düşen masumlarına layık gördü.

O kendini eli kına görmeyen Kasım’a layık gördü. Kendini çöllerde yiğitlerini bekleyen Zeyneb’e borçlu, Ruveyda’ya borçlu bildi, onların tattığı, içtiği güzel şerbeti içti.

Tüm dünya ve Türkiye; benim yavrum da onlar gibi çölde şehit suyu içti, çok gurur duyuyorum çünkü o kendini dünyaya, özel olarak mazluma adadı. Her insana, her anaya babaya, bacıya nasip olmazdı. Oğlumla, yiğidimle gurur duyuyorum.

Kendi her ne kadar özel ise arkadaşları benim yanımda özel ve değeri biçilmezdir.

Şimdi şehidimi, o dünyada Hz. Fatma gibi özel bir anaya, Yezidin karşısında dik duran Hz. Zeyneb’e onun gibi eli kına görmemiş Kasım’a emanet ediyorum. Benim fidan boylum anasını incitmeyen oğlum Mahir’im yiğidim aslanım…

Mahirimin arkadaşları yandaşları, siz Mahirim’in, benim misafirimsiniz ve başımın üstünde yeriniz var. Mahir olmadan da sizinle sofra kurar otururum, çünkü siz onun emanetisiniz. Aslandı mertti, kaya gibi sertti benim yavrum, ciğer parem, mazlumun ve ezilenin yanında yan yana omuz omuza yer aldı. Gözbebeğimdi benim her şeyimdi.

Uyu da büyü yavrum benim. Kendi küçük yüreği büyük adam, büyük yavrum, seninle gurur duyuyorum.”

Baba Arpaçay: “Özgürlük bahşedilmiyor, tırnaklarla sökülüp alınıyor”

“Değerli Dostlar

Bugün bir genç fidanı daha toprağa verdik. Birçok anne ve baba gibi benim de canım yanıyor. Öte yandan çok gururluyum. Mahir gibi devrimci enternasyonalist bir oğlum oldu. Acım büyük ama gururluyum. Oğlum Mahir’in vurulduğunu duyduğumda ailem, dostlarım, yoldaşlarım yanımda oldular. Siz burada bulunan dostlar, yoldaşlar yanımdasınız. Hepinize teşekkür ederim.

Sevgili yoldaşlar, oğlumun adı Mahir idi; Adını Mahir Çayan’dan almıştı. Oğlumun Mahir Çayan’ın çizgisinde bir devrimci olmasını istemiştim. Ve öyle de oldu. Adına yaraşır bir şekilde yaşadı ve Tamer Arda cesaretiyle çarpışarak toprağa düştü.

Azeri halkının bir evladı olarak Kürt halkıyla, Kürt özgürlük savaşçılarıyla Türkiyeli yoldaşları ile omuz omuza vererek çağın yeni vebası olan, halkların baş belasına dönüşen barbar DAİŞ çetelerine karşı savaşırken şehit düştü.

Değerli dostlar,

DAİŞ denilen faşist çete örgütü, uluslararası bir örgüt olup, sadece Kürt halkına karşı savaşmıyor, Ortadoğu’da kendisine biat etmeyen Kürt, Arap, Ezidi, Şii, Türkmen vb farklı olan kimlik ve inançlara sahip tüm halklara karşı son derece barbar yöntemlerle savaşmaktadır. Hiçbir insani kural tanımamaktadır. Kadın, çocuk ve yaşlı demeden boğazlamaktadır. Genç kadınları cariye yapmakta, pazarlarda satmaktadır.

Bu anlamda Rojava’da DAİŞ denilen faşist sürülerine karşı süren direniş, son derece tarihsel öneme sahiptir. Rojava ve özellikle Kobanê’nin kendisi Ortadoğu’nun Stalingrat’ıdır. Stalingrat’ların yaratılması büyük bedeller verilerek oluşmuştur. Bugüne dek nice genç insanımız toprağa düştü, düşüyor. Benim payıma da biricik oğlum Mahir oldu. Büyük şairin dediği gibi ‘günler ağır, günler ölüm haberleri ile geliyor’. Acımız büyük, yaramız derin. Ama özgürlük bahşedilmiyor, tırnaklarla sökülüp alınıyor.

Bu coğrafya devrimcilerin nice görkemli direnişine tanık olmuştur. Bunların hiçbiri boşa gitmemiştir, gitmeyecektir.

Biricik oğlum Mahir’in şahsında Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş, Mazlum Doğan ve tüm özgürlük savaşçılarının anısı önünde saygıyla eğiliyor, selamlıyorum.

Siz dostlarıma, akrabalarıma, yoldaşlarıma bu acılı günde beni yalnız bırakmadığınız için, bana omuz verdiğiniz için teşekkür ederim.

Hepiniz sağolun, varolun…”