Pazar, Nisan 26, 2026
Dünyadan HaberlerGüncelYAZARLAR

CASTRO’NUN DOMUZLAR KÖRFEZİ ÇIKARMASI İLE İLGİLİ KONUŞMASI

  • Ali Doğu Çakıroğlu

Fidel Castro’nun devrimin sosyalist niteliğini ilan ettiği tarihsel konuşması…

Trump’ın yeni tehditleri ve Fidel’in tarihi konuşması için  zorunlu not:

Devrimci tarih bazen çok kısa anlara sıkışır. Bu anlardan gözümüzün önünde yaşananı Venezuela’ya operasyonla Maduro’nun ülkeden kaçırılmasıdır. BM, uluslararası anlaşmalar, savaş hukuku, her şeyin en kaba biçimde çiğnenmesini bir yana bırakalım. Beyaz Saray bundan sonraki doktrini için bir strateji belgesi yayınlıyor ve orada stratejisinin Batı Yarımküre’de egemenliğini pekiştireceğini açıkça ilan ediyor. Bolivarcı Devrim’in tavrı için değerlendirmeyi daha sağlam enformasyonla sonra yapacağız.

Bugün İran’a açılan emperyalist-siyonist savaşın geleceği belirsizken, Trump’ın dünya basınına düşen bir açıklamasından söz edelim: “Çok yakında bu büyük güç sayesinde 70 yıldır beklenen gün çok yakında gelecek. Buna ‘Küba İçin Yeni Bir Şafak Deniyor.” (Arizona, Phoenix kentinde “Turning Point USA” etkinliği konuşması. Kaynak: EZMirror, April 17). Burada 70 yıl sözüne takılırsak, aslında Moncada Kışlası saldırısının 70. Yılı. Bu, 1961 yılının 15 Nisan’ındaki Domuzlar Körfezi çıkarmasına değinmeden geçip aynı tarihlerde yeni bir askeri müdahale tehdidinden başka bir şey değil.

Domuzlar Körfezi çıkarması ve Küba Krizi’nin 21. Yüzyıl versiyonu arasında ne fark var? Sosyalist blok ülkelerinin o dönemde SSCB-Çin partileri arasındaki yoğun tartışmalara rağmen bütün sosyalist ülkelerin, üç kıta halkının ve ilerici insanlığın Küba’nın yanında yer aldığını biliyoruz. Bugünkü benzerlik, yine Venezüella, Ortadoğu petrolleri, Çin ve Uzakdoğu ve Çinhindi’ndeki kuşatmalar, ambargolar, vb. Fark, Küba ve Vietnam savaşlarında neredeyse hiç ses edemeyen burjuva “sol”un, emperyalistler arasında artan çelişkilere rağmen şimdi daha cesur bir edayla ABD ve Trump politikalarına yaklaşımı. Bunu da “ezber bozuyoruz” diye kötüledikleri Marx ve Lenin’in adlarının yanına Fidel, Ho Şi Minh’i, vb. eklemelerinden biliyoruz. Epstein dosyaları, Filistin’e yönelik soykırım, İran ve Lübnan savaşının tozu dumanı dağılınca dönüp yine Küba kötülüklerinin bu sefer ortadan kalkmasını isteyecekleri kesin.

Bu kısa girişle Fidel Castro’nun devrimin sosyalist niteliğini ilan ettiği tarihsel konuşmasını yayınlayalım.

1961 Nisan’ında ABD’nin örgütlediği Domuzlar Körfezi çıkarmasına direnirken….

DOMUZLAR KÖRFEZİ ÇIKARMASIVE DEVRİMİN SOSYALİST NİTELİĞİNİN İLAN EDİLMESİ

15 Nisan’da, ertesi gün gerçekleşmesi planlanan işgale karşı Küba’nın etkili bir savunma yapmasını önlemek için üç havaalanı eşzamanlı olarak hava saldırılarıyla hedef alındı. İşgal girişimi 72 saat içinde yenilgiye uğratıldı; paralı askerlerden oluşan işgalci 2056. Tugay’ın 1.179’dan fazla üyesi esir alındı.

COLÓN MEZARLIĞI, HAVANA

16 NİSAN 1961

Fidel Castro’nun, bombardıman kurbanlarının gömüldüğü büyük Havana mezarlığı dışında yaptığı konuşma:

[İkinci Dünya Savaşı’]nın ortasında, savaşa katılmak isteyen emperyalist Japon hükümeti savaş ilan edip hiçbir uyarı yapmadı. 7 Aralık 1941 Pazar sabahı, şafakta Pearl Harbor’daki deniz üssüne sürpriz bir saldırı düzenleyen Japon uçakları ve gemileri ABD’nin Pasifik donanma gücünün neredeyse tüm gemi ve uçaklarını imha etti.

Herkes orada neler olduğunu hatırlıyor. Herkes bunun ABD halkı arasında yarattığı öfke dalgasını hatırlıyor. Herkes bu sinsi, sürpriz saldırının o ülkede yol açtığı kızgınlığı ve dünyanın geri kalanında yarattığı öfkeyi hatırlıyor. ABD halkı bu saldırganlık eylemi karşısında seferber oldu. 1941 yılının o Aralık şafağında gemi ve uçaklarının nasıl haince ve korkakça bir yöntemle saldırıya uğradığını asla unutmayacak.

Bir ihanet sembolü olarak kalan bu saldırı, Amerika Birleşik Devletleri tarihine ihanet, kötülük ve korkaklık sembolü olarak geçmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ve ABD kamuoyu, bunu bir iğrençlik, kalleşlik ve korkakça bir eylem olarak kınamıştır.

Karşılaştırma yapmaya çalışmıyorum. Çünkü Japonların Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı savaşı, dünyanın büyük bölümünün pazarlarını, hammaddelerini ve ekonomilerini kontrol etmeye çalışan iki emperyalist ülke, iki kapitalist ülke; iki sömürücü hükümet; iki sömürgeci hükümet arasındaki bir mücadeleydi… Buradaki ise iki sömürücü güç arasındaki bir mücadele değil; iki emperyalizm arasındaki bir mücadele değil.

Küba, Amerika Birleşik Devletleri’nden çok farklı. Amerika Birleşik Devletleri diğer ulusları sömürüyor; dünyanın doğal kaynaklarının büyük kısmını sahiplenmiştir. Dünyanın her yerinde on milyonlarca işçiyi milyonerler kastının hizmetinde çalıştırmaktadır. Küba başka ulusları sömürmüyor; başka ulusların doğal kaynaklarını sahiplenmek için mücadele etmiyor. Küba, diğer ulusların işçilerinin emeğini kendi hizmetine koşmaya çalışmıyor.

Devrimimizle, sadece bir ulusun bir başka ulus tarafından sömürülmesini değil aynı zamanda bir insanın bir başka insan tarafından sömürülmesini de ortadan kaldırıyoruz. Tarihi öneme sahip bir genel toplantıda [Eylül 1960’taki Havana Bildirgesi] insanın sömürülmesine karşı çıktık. İnsanın sömürülmesini kınadık. Yurdumuzda insanın sömürülmesine son vereceğiz.

Amerika Birleşik Devletleri halkı, Pearl Harbor saldırısını bir suç ve haince, korkakça bir eylem olarak görüyor. Öyleyse halkımız da dün gerçekleşen emperyalist saldırıyı iki misli canice, iki misli sinsice, iki misli haince ve binlerce kere korkakça bir eylem olarak değerlendirme hakkına tamamen sahiptir.

Şüphesiz, emperyalist ABD hükümeti Küba’nın güçlü bir ülke olmaması nedeniyle bize böyle davranıyor. Besbelli ki bize karşı gerçekleştirdiği canice ve korkakça eylemlere hak ettikleri yanıtı veremeyeceğimizi bildiği için bize böyle davranıyor. Şüphesiz, Küba askeri bir güç olsaydı, emperyalist ABD hükümeti bize karşı böyle hareketlere girişmeye cesaret edemeyecekti…

Emperyalist Japon hükümeti bu eylemi gerçekleştirdiğinde sorumluluğunu gizlemeye çalışmadı. ABD başkanı tersine Pontius Pilatus gibi davranıyor. Başkan Kennedy kesinlikle aynı Pontius Pilatus gibi davranıyor, İşte bu ABD hükümetinin politikasını özetliyor.

Bu olgular durumu anlamamıza nasıl da yardımcı oluyor! Dünyamızın gerçekte neye benzediğini ne kadar da iyi gösteriyor ve halkımızı eğitmemize yardımcı oluyor. Bu dersler çok ağır bedelle alınıyor; acı verici ve kanlı. Ama halk bunlardan ne kadar çok şey öğreniyor! Halkımız ne kadar iyi çok şey öğrenip gelişti!…

Herkesin bildiği gibi dün ülke dışından havalanan üç bombardıman uçağı filosu, sabah saat 6.00’da ulusal sınırlarımıza girerek, topraklarımızda üç farklı hedefe saldırdı. Bu yerlerin her birinde halkımız kendisini kahramanca savundu. Bu yerlerin her birinde savunma güçlerimizin paha biçilmez kanı döküldü. Bu yerlerin her birinde binlerce, binlerce olmadığı yerlerde yüzlerce kişi olup bitenlere tanıklık etti. Üstelik bu beklediğimiz bir şeydi; her gün beklenen bir şeydi. Şekerkamışı tarlalarımızın yakılmasının; hava sahamızın yüzlerce kez ihlal edilmesinin, korsan hava saldırılarının, gece karanlığında karasularımıza giren teknelerden rafinelerimize yapılan korsan saldırılarının mantıksal sonucuydu. Bu herkesin bildiği şeylerin sonucuydu. Orta Amerika’nın uşak hükümetlerinin suç ortaklığıyla ABD’nin gizlice hazırladığı saldırı planlarının sonucuydu. Herkesin çok iyi bildiği hava üslerinin sonucuydu. Çünkü ABD gazeteleri ve haber ajansları bile bu bilgileri yayınlamış; kendi haber ajansları ve gazeteleri bile organize edilen paralı askerlerin, operasyona hazırlanan hava alanlarının, ABD hükümetinin onlara verdiği uçakların, Yankee eğitmenlerinin ve Guatemala topraklarında kurulan hava üslerinin haberlerini yapmaktan bıkmışlardı.

Emperyalizm suçu planlar, suçu organize eder, canileri silahlandırır, canileri eğitir; finansman sağlar. Onlar da buraya gelip yedi işçiyi öldürdükten sonra sakince geri dönüp Amerika Birleşik Devletleri’ne iniyorlar. Hatta tüm dünya onların yaptıklarını bildiği halde Kübalı pilotların saldırıyı gerçekleştirdiğini söylüyorlar. Fantastik bir hikâye uydurup tüm dünyaya yayıyor; tüm gazetelerde yayınlıyor, bunları Miami’li gericilerinin tüm radyo ve televizyon kanallarından bütün dünyaya yayıyorlar. Sonra da başpiskoposlar sahneye çıkıp yalanları takdis edip kutsallaştırıyorlar. Böylece dünyanın her yanından paralı askerler, sömürücüler ve sahtekârlar suç ortaklığı yapmak için bir araya geliyorlar.

Çünkü bu emperyalistlerin affedemediği şey bizim burada olmamızdır. Bu emperyalistlerin affedemediği şey Küba halkının onur, kararlılık, cesaret, ideolojik sağlamlığı, fedakârlık ruhu ve devrimci ruhudur.

Affedemeyecekleri şey budur; tam burunlarının dibinde olmamız ve Amerika Birleşik Devletleri’nin burnunun dibinde sosyalist devrimi gerçekleştirmemiz!

Bu sosyalist devrimi bu silahlarla savunuyoruz! Sosyalist devrimi uçaksavar bataryalarımızın saldırı uçaklarını kurşunlarla delik deşik ederek gösterdiği aynı cesaretle savunuyoruz!

Biz bu devrimi paralı askerlerle savunmuyor; bu devrimi halkımızın erkek ve kadınlarıyla savunuyoruz.

Burada silahlar kimin elinde? Paralı askerlerin mi? Yoksa milyonerlerin mi? Belki de paralı askerler ve milyonerler aynı şey. Zengin babaların küçük çocuklarının mı? Gözetmenlerin mi?

Burada silahlar kimin elinde? Playboyların mı? Zenginlerin mi? Sömürücülerin mi? Burada silah tutan eller kimin? İşçilerin elleri, köylülerin elleri değil mi? Onlarınki çalışmaktan nasır tutmuş eller değil mi? Yaratan eller değil mi? Sıradan halkımızın elleri değil mi? Yaratıcı eller değil mi? Bunlar mütevazı halkımızın elleri değil mi? Halkımızın çoğunluğu kimlerden oluşuyor? Milyonerlerden mi, işçilerden mi? Sömürücülerden mi, sömürülenlerden mi? Ayrıcalıklılar mı sıradan halkın mı? Ayrıcalıklıların silahları var mı? Ayrıcalıklılar azınlık değil mi? Sıradan halk çoğunluk değil mi? Sıradan halkın silah taşıdığı bir devrim demokratik değil mi?

Yoldaşlar, işçiler ve köylüler: Bu, sıradan halkın, sıradan halk tarafından ve sıradan halk için yaptığı sosyalist ve demokratik devrimdir. Sıradan halkın, sıradan halk tarafından ve sıradan halk için yaptığı bu devrim uğruna canımızı feda etmeye hazırız.

İşçiler ve köylüler, ülkemizin erkekleri ve kadınları: Sıradan halkın, sıradan halk tarafından ve sıradan halk için yaptığı bu devrimi kanınızın son damlasına kadar savunacağınıza ant içer misiniz?

Yoldaşlar, ülkemizin işçi ve köylüleri, dünkü saldırı paralı askerlerin saldırısının habercisiydi. Yedi kahramanımızın canına mal olan dünkü saldırı yerdeki uçaklarımızı imha etmeyi amaçlıyordu. Ama başarısız oldu. Düşman uçaklarının çoğu hasar görmüş ya da düşürülmüşken, onlar sadece iki uçağımızı imha edebildiler. Burada şehit yoldaşlarımızın mezarlarının önünde;  burada, bu kahraman gençlerin, işçi çocuklarının, sıradan halkın çocuklarının cenazelerinin önünde tıpkı onların kurşunlara göğüs gerdikleri, tıpkı hayatlarını feda ettikleri gibi bizim de, hepimizin devrimimizle gurur duyduğumuzu; sıradan halkın, sıradan halk tarafından ve sıradan halk için yaptığı bu devrimi savunmaktan gurur duyduğumuzu, paralı askerler geldiğinde karşımıza kim çıkarsa çıksın devrimi kanımızın son damlasına kadar savunmaktan çekinmeyeceğimizi kararlılıkla tekrarlarız.

Yaşasın işçi sınıfı! Yaşasın köylüler! Yaşasın halk!

Yaşasın ülkemizin şehitleri! Ülkemizin şehitleri sonsuza dek yaşasın!

Yaşasın sosyalist devrim! Yaşasın özgür Küba!

Patria o muerte!

Venceremos!