Pazartesi, Mayıs 20, 2024
Emek DünyasıGENÇLİKGüncel

MDD’den Türkiye Devrimi’nin Yolu’na, THKO GERÇEĞİ [Denizlerin siyasal görüşleriyle DENİZLERİN ANISINA…]

MDD’den Türkiye Devrimi’nin Yolu’na,
THKO GERÇEĞİ

[Denizlerin siyasal görüşleriyle
DENİZLERİN ANISINA…]

Milli Demokratik DevriM ; Çin bağımsızlık mücadelesiyle pekişen ve aynı zamanda sınıf önderliği açısından köylülüğün temel güç olduğu ,devrimin milli yanına bağımsızlık karekterini katan milli burjuvazinin önderlik yaptığı, demokratik yanı ise işçi sınıfının iktidarı ele geçirmesi ve aşamalı olarak sosyalist devrime geçiş sürecini hazırladığı ,kapitalizmin az geliştiği sömürge yada yarı sömürge ülkelere özgü ÇİN tipi devrimdir.

MDD’nin Türkiye’de savunulması ve taraftar bulması hayli sancılı ve sol açısından tartışmalı bir süreç e denk gelmiştir. Çoğu TİP ‘ten gelen devrimci gençliğin TİP pasifikasyonuna karşı çıkarak Mihri Belli önderliğinde MDD saflarında örgütlenmesi, aynı zamanda DEV-GENÇ içerisinde önderliği TİP ten alması, sonraki süreçte MDD içerisinde HALK SAVAŞI teorisinin tartışılması ve ayrı gurup örgütlenmesi tartışmaları bu sürecin en sancılı tarafıdır.

MAHİR’ler DEMOKRATİK HALK DEVRİM’İ tezini savunarak MDD’den ayrılırken, HÜSEYİN İNAN’ın, proleteryası az gelişmiş Türkiye gibi ülkelerde Köylü ağırlıklı bir sınıfın Temel ve yer yer bağımsızlık mücadelesine önderlik edeceği tipik bir Türkiye tarzı MDD’yi savunması ve ayrıca ülke yapısını ‘yarı sömürge, yarı feodal’ değerlendirmesi, esas olarakta Halk Savaşı’nın MDD için vaz geçilmez koşul olmasını savunarak ayrılması, Mihri Belli ve çevresini zor durumda bırakmıştır.

Bu zorluk entelektüel gençlik çevresinde MDD’nin farklı bir bakış açısıyla tartışılması Mihri Belli Anadolu yerli sermaye çevresini ” anti-emperyalist ve bağımsızlık yanlısı karekterinden ötürü devrime önderlik edecek milli burjuvazi ” olarak değerlendirirken, Hüseyin İnan ” Türkiye de gerici sınıflar; işbirlikçi burjuvazi, ticaret burjuvazisi, aracı-tefeci, tarım burjuvazisi, toprak sahibi mutegallibe vb gibi unsurlardan oluşuyor” ( Türkiye Devriminin Yolu). Buradan da anlaşıldığı gibi milli burjuvaziyi Mihri Belli’nin aksine yok sayıyor. Var olan burjuva tabakasını emperyalizm le bütünleşmiş egemen gerici ittifak içerisinde değerlendiriyor.

Ülke konumu; azgelişmiş, dışa bağımlı kapitalist, yarı sömürge gibi benzer değerlendirmeler çakışsa da, Hüseyin İnan ” yarı sömürge-yarı feodal ” konumu nu açarken ” kır da neredeyse kapitalizmin uğramadığı ilkel yarıcılık sisteminin halen varlığını sürdürdüğü, feodal üretim ilişkileri üzerinden ülkenin doğu- güneydoğu coğrafyasında böylesi karmaşık üretim ilişkileri ile batıda ki sanayi kentlerindeki kapitalizmin yeni yeni gelişme evresini bu coğrafyaya has ilişki ve çelişkileri bağrında taşıyan, nüfusun yüzde yetmişinin köylü olmasından ötürü Türkiye’de kendine özgü MDD anlayışıyla sınıflar kombinezonu üzerinden Halk savaşı teorisi nin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizer.(Türkiye Devriminin Yolu)

Türkiye devriminin” uzun erimli bir Halk savaşı” süreciyle rotasını tayın edeceğini, savaşın ve tabanın kırlarda örgütleneceğini, şehirlerdeki çalışmaların kırlara hizmet eden tali çalışmalar olarak sadece lojistik sağlamak için değil, aynı zamanda insan örgütleme aracı olan bir süreç olarak değerlendirir. Bu hususta gelen eleştirilere, özellikle parti ve önderlik konusunu ise ” sanayii proletaryası sokaklara çıkacak kadar cesur olsalar da ( 15-16 Haziran kastediliyor) henüz devrime önderlik edecek birikime sahip olmadığını, parti ise şu anki ordu örgütlenmesi (THKO kastediliyor) içerisinde yapılanacağını belirtir.

Parti- cephenin ‘ Silahlı Propaganda’yı temel alan anlayışına karşılık Hüseyin İnan ” temel mücadele biçimimiz silahlı mücadele, buna silahlı şiddet yada devrimci şiddet de diye biliriz” ( Türkiye Devriminin Yolu) şehir gerillasının geliştirilmesi ve öncü savası teorisinin aksine Hüseyin İnan ” Halk savaşı en yetkin ve donanımlı kadroların gerek legal, gerek illegal yollarla kırsalda halk in taleplerini de gözönüne alarak örgütlenme çalışması yapmalı ve bu arada düşmana karşı da savaşı en sert biçimde sürdürmelidir. Düşmana vurulan her darbe kitlelere cesaret verir. Katilimi çoğaltır. (Türkiye Devriminin Yolu) anlaşıldığı üzere THKO’ nun aşamalı bir devrim programı yoktur.

Ülke konjoktörü, ülkede sınıfların konumu, MDD’ nin milli müttefikleri,(millici güçler ve sınıf müttefikleri) ülkede devrimci mücadele ve mevcut durum, millî mesele, Ortadoğu’da mevcut durum ve son olarak 12 Mart sonrası gibi başlıklarla toplamda 67 sayfalık bir broşürle örgütün genel ideolojik-politik çizgisi özetlenmiştir.

Milli mesele başlıklı bölümde Kürt ve Arap halklarının ayrı örgütlenme hakkına saygı duymakla beraber bu halkların nihai kurtuluşunun Türkiye devriminin yolunda geçeceğini, dolasıyla her iki halk in işçi sınıfının Türkiye işçi sınıfı ile kaderini ortak tayın edeceğini, keza aksi durumda Türkiye devriminin başarılı olamayacağının altını çizer. Burda anlaşıldığı gibi ortak örgütlenme den ısrar etmektedir(Türkiye Devriminin Yolu).

0rtadogu da durum başlıklı bölümde, başta Filistin bağımsızlık mücadelesi olmak üzere birçok Arap ülkesi(Suriye, güney Yemen, ırak, mısır, Libya Cezayir ve sudan )de anti-emperyalist iktidarların işbaşında olduğunu, Basra kökenli halk savaşlarının emperyalizme karşı yeni bir umut olduğunu yazar. THKP-C’nin Ortadoğu Devrimci Çemberi tezine ise, bölgedeki devrimci mücadeleye destek amaçlı dayanışma çok doğru fakat işi -gücü bırakıp tüm Ortadoğu’yu kurtarmaya kalkmak Türkiye devrimci hareketini bitirir. Bu vesileyle bu anlayıştan arınmak lazım. ( Türkiye Devriminin Yolu).

THKO diğer devrimci yapıların aksine İstanbul ve Ankara menşeili tam bir öğrenci kolektifidir. İstanbul grubunu Deniz GEZMİŞ, Cihan, ALPTEKİN, Ömer AYNA, Tayfun CİNEMR, Ruhi, Bozkurt NUHOĞLU, Ahmet Tuncer SUMER Nahit TÖRE, İlker (MANSUROĞLU gibi şahıslar oluştururken, Ankara grubu Hüseyin İnan, Sinan, Yusuf, Alpaslan, Kadir, Mustafa YALÇINER, Atilla KESKİN, Semih ORCAN, Ercan ÖZTÜRK, Metin GÜNGÖRMÜŞ, Veli, Metin YILDIRIMTÜRK, Yavuz YILDIRIMTÜRK vd. Şahıslardan oluşmaktadır.

Deniz Ankara’ya geldiğinde ODTÜ 1 nolu yurtta kalırken ( 69) yazında Filistin’e gitme kararı alırlar. FKO Türkiye temsilcisi Faruk Kaddumi’nin arka planda organize ettiği bu yolculuk ta bir çok kadro Ürdün’e geçerek TEL EL ZAATTAR kampında eğitim görür. Deniz ve yoldaşları İsrail sınır devriye karakollarına karşı birçok eylem gerçekleştirir. THKO bu konuda epey prestij sağlar.

İlker Mansuroğlu’nun öldürülmesinden sonra THKO Kavaklıdere polis karakoluna saldırarak ilk eylemini gerçekleştirir.(Aralık 1970 ) Bu eylem Türkiye de silahlı mücadelede bir milattır.

Mahir Çayan’ın dediği gibi THKO Türkiye’de devrimci mücadelenin silahlı devrim cephesini oluşturan iki kanattan biridir. Bu Kanadın tartışmasız önderi DENİZ GEZMİŞ’dir. Büyük küçük bütün eylemlerine girmiş adeta bir eylem neferidir. Onun devrimci yaşamı, mücadelesi, başeğmez duruşu sonraki kuşaklar için adeta bir ‘ idol’ olmuştur.

Küçük burjuva kaypakları onu ve bıraktığı misyonu ulusalcı bir portre çizip göstermeye çalışarak adeta bir düzen partisinin sembolik figürü gibi gösterme çabalarına DENİZ 6 Mayıs’ta ” Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi ” sloganı atarak cevap vermiş, onları tarihin çöplüğüne atmıştır.

Her 6 Mayıs bizim için yeniden bir başlangıç yeminidir.

DENİZ, YUSUF, İNAN ONURUMUZDUR

Bir yanıt yazın